Senaryo Yazarlarından Sansür Karşıtı Açıklama

Son dönemde yaşanan yasakçı zihniyete toplumun tüm kesimlerinden tepkiler sürüyor. Senaryo yazarları da bir araya gelerek, en son sabaha karşı yasalaşan sosyal medya sansürünün de eklendiği yoğun sansür ortamını eleştiren bir bildiri yayımladı.

Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği, Görüntü Yönetmenleri Derneği, Homur Mizah ve Karikatür Grubu, Post Prodüksiyon Çalışanları Derneği, Reji Asistanları Platformu, Sanat Yönetmenleri Derneği, SENARİSTBİR, Sinema Emekçileri Sendikası, Sinema TV Sendikası, Sinema Yazarları Derneği, Türk Sinema Vakfı ve Yönetmenler Birliği Platformu gibi örgüt ve derneklerin de destek verdiği açıklama şöyle: 
 
"Sansür, uygarlık tarihinin her döneminde, her alanda var olmuştur. Ancak tarihte hiçbir sansür ebediyen başarılı olamamış ve nihayetinde sansür ve sansürü koyanlar hep mağlup olmuşlardır. 
 
M.Ö. 250 yılında Konfüçyüs’un tüm eserleri Çin hanedanı tarafından yasaklanmıştır. 
 
William Shakespeare'in birçok oyunu sarayın “eğlenceci başı” tarafından sansürlenmiştir.
 
Konfüçyüs ve William Shakespeare halen dimdik ayaktadır ama sansürcülerin ismini kimse bilmez. Sansür, istisnasız her daim mağlup olmuştur. 
 
Ülkemizde de benzer biçimde mağlup olan sansür girişimleri yaşanmıştır.
 
Bunların bazıları; 
 
1934 ve 1936 yılları arasında batılılaşma amacıyla radyolarda Türk müziğinin çalınması yasaklanmıştır. 
 
Sansür kurulu tarafından 1949 yılında “Vurun Kahpeye” filmi yasaklanmıştır. 
 
"Ver Elini İstanbul” filminde iki kadının öpüştüğü sahne, 1962 yılında sansür kurulu tarafından kesilmiştir. 
 
"Yorgun Savaşçı” filminin tüm kopyaları Türk toplum yapısına uymadığı gerekçesiyle Kenan Evren tarafından yaktırılmıştır. 
 
Bülent Ersoy transseksüel kimliği; Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses ve Ferdi Tayfur ise arabeskçi kimlikleri nedeniyle TRT'de yasaklanmıştır. 
 
“Kürt” kelimesinin; TV, radyo, gazete ve fimlerde uzun süre kullanımı yasaklanmıştır. 
 
Ülkemizde, bu ve benzeri binlerce sansür girişimi olmuştur ama tarih sansüre ve sansürcülere pek insaflı davranmamış, her seferinde ağır bir mağlubiyete uğratmıştır.
 
Biz, senaryo yazarları için her insan değerlidir, her insanın yanından, her insanın gözünden hikayeleri özgürce anlatırız. Zaten aksi tutum apaçık ayrımcılıktır.
 
İnancı veya inançsızlığı nedeniyle karakterlerimiz arasında ayrım yapmayız. Herkesle empati kurup onları kendi bakış açılarından konuştururuz. Süryani karakterimiz olabilir ve o karakter sahnelerimizde inancının gereği neyse onu yerine getirir. Alevi'yse ilgili sahnede muharrem orucu tutar, Sünni'yse ramazan orucu. Karakterlerimiz arasında dinsel, mezhepsel ayrım yapmayız. 
 
Türk olan veya olmayan her karakterin hikayesini ırk ayrımı yapmadan özgürce anlatmak isteriz. 
 
Karakterimiz heteroseksüel veya eşcinsel olabilir. Bizler heteroseksüelin de eşcinselin de gözünden hayata bakma yetisine sahibiz. Toplumsal barışımızın oluşması adına herkesin de bu bakış açısına kavuşmasını gönülden dileriz. 
 
Hayatta hangi karakterler varsa, eserlerimizde de onlar olacaktır. Hiçbirini dışlamayacağız. Gözlerimizi ve eserlerimizi gerçek hayata kapatmayacağız, kapattırılmasına izin vermeyeceğiz.
 
Erişkin olmayanları olumsuz etkileyecek içerikler bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de bakanlık bünyesinde, uzmanların denetiminde +6, +10, +13, +16, +18 yaş üzeri olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak seçme ve seçilme yeterliliğini kazanmış 18 yaş üzeri kişilerin neyi izleyip neyi izlemeyeceğine karışmak, o kişilerin varlığına yapılmış en büyük hakarettir. 
 
Sansür; yapısı gereği düşünce özgürlüğünü engelleyen, her türlü etnik, dinsel, cinsel kimlikleri izole ederek bireyler arasındaki uzlaşma olanağını yok eden bir olgudur. Asla kabul edilemez. 
 
Biz senaryo yazarları; inanıyoruz ki, kötü senaryoların doğuracağı sakıncalar sansür ile değil, iyi senaryolar ile giderilir. En kötü senaryo bile en iyi sansürden daha dürüsttür."